
“Atılmış pamuk gibi bu câmid (ruhsuz), şuursuz bulut, elbette bizleri bilmez ve bize acıyıp imdâdımıza kendi kendine koşmaz ve emirsiz meydana çıkmaz ve gizlenmez. Belki gāyet Kadîr ve Rahîm (sonsuz kudret ve şefkat sâhibi olan) bir kumandanın emriyle hareket eder ki, bir iz bırakmadan gizlenir ve def‘aten (âniden) meydana çıkar. (…) B Devamını oku »

Ercüment Ekrem Talu, aynı zamanda iyi bir avcıymış. Bir gün misafirlerini ağırlarken, yerdeki ayı postunu gösterip:
- Bu ayıyı Afrika’da vurmuştum, demiş. Nasıl beğendiniz mi?
Misafirler önce şaşırmış, sonra biri dayanamayarak:
Devamını oku »

İkinci meşrûtiyetin i‘lânından hemen sonra Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Osmanlı Hükûmeti arasında ihtilâflar vardı. Avusturya-Macaristan Hükûmeti bazı toprakları ülkesine katmak istiyordu. Bu maksadla bir basın toplantısı yapmıştı. Devamını oku »

“Def-i mefâsid celb-i menâfi’den evlâdır.” Bir şeyde zarar ve bozuklukların def‘edilmesi, uzaklaştırılması, Devamını oku »

Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlar. Birden oğlan takılıp düşüyor ve canı yanıp “Aaaahhh!” diye haykırıyor. İleriki dağın tepesinden “Aaaaaahhh!” diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor. Merak ediyor ve “Sen kimsin?” diye bağırıyor. Aldığı cevab: “Sen kimsin” oluyor. Bu cevâba kızarak “Sen bir korkaksın” diye cevab veriyor. Ve aynı cevabı alıyor.
Devamını oku »